İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca bugünün değil, çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin de meselesidir. Bu anlayışla, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak ev sahipliği yaptığımız Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda, Türkiye’nin farklı şehirlerinden belediye başkanlarını, uluslararası kuruluşların temsilcilerini ve iklim politikası uzmanlarını bir araya getirdik.
Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde gerçekleştirdiğimiz bu önemli buluşmada; yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, su güvenliği, iklim finansmanı ve dirençli şehirler başta olmak üzere, yerel yönetimlerin iklim mücadelesindeki rolünü güçlendirecek konuları ele aldık.
Ben inanıyorum ki iklim mücadelesinde başarıya ulaşmanın yolu, bilimi esas alan, ortak akılla hareket eden ve ölçülebilir sonuçlar ortaya koyan bir yönetim anlayışından geçiyor. Şehirlerimizin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hâle gelmesi için bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmalı, kaynaklarımızı verimli kullanmalı ve uluslararası iş birliklerimizi güçlendirmeliyiz.
Biz, çevreyi korumayı yalnızca bir belediyecilik hizmeti olarak görmüyoruz. Bu sorumluluğu, medeniyetimizin bize bıraktığı bir miras ve gelecek nesillere karşı en önemli görevlerimizden biri olarak değerlendiriyoruz.
İnancımız ve kültürümüz bize doğayla uyum içinde yaşamayı, dengeyi korumayı ve emanete sahip çıkmayı öğütlüyor. Çocuklarımıza çevre bilincini kazandırmak, israfı önlemek, kaynaklarımızı doğru kullanmak ve sürdürülebilir bir yaşam kültürünü yaygınlaştırmak zorundayız.
Gaziantep olarak bu anlayışı somut projelerle destekliyoruz. İklim master planımızı ve eylem planlarımızı hazırladık. Su kaynaklarımızın korunması, kuraklıkla mücadele, atık yönetimi, yenilenebilir enerji, biyogaz ve sıfır atık uygulamalarıyla şehrimizin yeşil dönüşümüne katkı sağlıyoruz.
COP31 hazırlıkları kapsamında Gaziantep ve Muğla’da yürütülen bölgesel diyalog çalışmalarını çok kıymetli buluyorum. Gaziantep’te yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler ve kapsayıcı dönüşüm konularına odaklanırken Muğla’da su güvenliği, biyolojik çeşitlilik, turizm ve doğa temelli çözümler öne çıkıyor.
Bu farklı önceliklerin ortak bir iklim gündeminde buluşması, şehirlerimizin deneyimlerini ulusal ve uluslararası politikalara taşıması açısından önemli bir fırsat sunuyor.
Gaziantep Bildirisi Taslağı ile yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki etkinliğinin artırılmasını, iklim finansmanına erişimin güçlendirilmesini, su ve gıda güvenliğinin desteklenmesini ve adil dönüşümün yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz.
Çünkü iklim değişikliğinin etkilerini en yakından hisseden yerler şehirlerimizdir. Bu nedenle çözümün de yerelden başlaması, yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edilmesi gerekiyor.
İklim değişikliğiyle mücadelede doğru kararlar alabilmek için bilimsel verilerden yararlanmalı, teknolojiyi etkin kullanmalı ve attığımız her adımın sonuçlarını ölçebilmeliyiz.
Veri odaklı yönetimi, akıllı şehir vizyonumuzun temel unsurlarından biri olarak görüyorum. Şehirlerimizin ihtiyaçlarını doğru analiz etmek, kaynaklarımızı verimli kullanmak ve yatırımlarımızı geleceğin risklerine göre planlamak zorundayız.
Yerel yönetimler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendiren bu tür buluşmaların, ortak çözümler üretmemize ve iklim politikalarımızı daha etkili hâle getirmemize katkı sağlayacağına inanıyorum.
Gaziantep olarak üretim gücümüzü çevre duyarlılığıyla birleştirmeyi, sanayimizde yeşil dönüşümü desteklemeyi ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerimizi kararlılıkla sürdürmeyi önemsiyoruz.
Amacımız, yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmek değil; gelecek nesillere daha yaşanabilir, daha sağlıklı ve daha dirençli şehirler bırakmaktır.
COP31’e giden bu süreçte Gaziantep’ten yükselen ortak aklın ve iş birliği çağrısının, ülkemizin iklim politikalarına ve küresel iklim mücadelesine değerli katkılar sunmasını diliyorum.
Daha yaşanabilir bir dünya için yerelden başlayacak, birlikte üretecek ve geleceğimizi hep birlikte koruyacağız.