» Haber & Duyurular


 Gösterim : 179

ŞAHİN: “KORKAKLAR ZAFER ANITI DİKEMEZLER”

yazı büyüklüğü

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” nin 1'inci maddesi üzerine AK Parti Grubu adına söz aldı. Fatma Şahin’in konuşması aşağıda verilmiştir: “Sayın Başkanım, değerli Milletvekili arkadaşlarım; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'nin 1'inci maddesi üzerine Grubum adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. Anayasa, bireyin, toplumun ve devletin birbiri arasındaki hakkını hukukunu koruyan toplumsal bir mutabakattır ve hukukun temel metnidir. Böyle baktığımız zaman Anayasa'nın çağın gereklerine uygun ve toplumun ihtiyaçlarına göre 1924, 1961 ve 1982 yılındaki değişimini görebiliyoruz. Eşitlik ilkesi 1924'te ilk kez Anayasa'ya girdiği zaman vatandaşların birbirine karşı eşit olduğu, ailelerin, sınıfların, kişilerin ayrımcılık yapılmadan, eşitliğe karşı olunmadan duruşu çok net bir şekilde 1924 Anayasası'nda belirtildi. 1961 Anayasası'nda İlk kez herkesin dil, din, cinsiyet, siyasi görüş, felsefi inancı ne olursa olsun eşit olduğu ibaresi, cümlesi 61 Anayasası'nda net bir şekilde oraya ilave edildi. 82 Anayasası'nda da 61 Anayasası'ndaki değişim aynı şekilde korundu, fakat 82 Anayasası'nın temel felsefesine baktığımız zaman 12 Eylülden sonra hazırlanmış olduğundan dolayı güvenlik esaslı bir Anayasa zihniyeti oluşturuldu. Güvenliği korumak için de yasakların devam etmesi gerektiği, temel hak ve özgürlüklerden, eğer genişletilirse temel hak ve özgürlüklerin güvenliği zedeleyebileceği mantığıyla, yasakçı bir zihniyetle hazırlandı. Yıl 2010, dünya değişiyor, Türkiye değişiyor, bizler bu siyasiler olarak, değişimin, dönüşümün adresi olarak toplumdan gelen bu talebi yönetmek zorundayız. 2004'te AK PARTİ Hükûmeti sırasında kadın-erkek eşitliği 10'uncu maddede, ilk kez “Kadın-erkek eşittir, eşitsizlik durumunda devlet gerekli müdahaleyi yapar” metni ilk kez kadın-erkek eşitliği olarak vurgulanmıştır. Geldiğimiz noktada da kadın-erkek eşitliğiyle beraber bugün özel koruma tedbirleri almamız gereken engelliler, çocuklar, yaşlılar, şehit aileleri ve gaziler adına yapılacak pozitif ayrımcılığın eşitlik ilkesine aykırı olmayacağı anayasal hüküm olarak bugün teminat altına alınmış bulunmaktadır. Sayın Başkan, değerli Milletvekillerim; bu mantıkla, bu kronolojik sırayla baktığımız zaman, AK PARTİ iktidarı "Önce insan, insanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışıyla yoluna devam etmektedir ve yola çıkarken "Yeter, söz de, karar da milletindir." demişti. "Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir." demişti. Bu çerçevede özellikle önce yasal düzenlemelerde ve arkasından da yürütmenin yapmış olduğu eğitimden sağlığa, istihdamdan şiddeti önleme noktasındaki eylem planlarında, aslında bugün teminat altına aldığımız şeyi uygulayan bir Hükümet programını yedi buçuk yıldan beri uyguladığımızı görüyoruz. Cumhuriyetin kuruluş felsefesine baktığımız zaman, Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı'ndaki Anadolu kadınının gayretini görmüş ve şu cümlelerle çok net bir şekilde ifade etmiştir: "Dünyadaki hiçbir milletin kadını 'Ben, Anadolu kadını kadar milletimin kurtuluşunda ve milletimin zafere ulaşmasında gayret gösterdim.' diyemez." demiştir ve AK PARTİ Genel Başkanı Sayın Başbakanımızın da söylemiş olduğu "Kadına karşı ayrımcılık ırkçılıktan beterdir." diye koyduğumuz felsefeye, en son 8 Martta yine Sayın Başbakanımızın ifadesiyle “Kadın siyasetin nesnesi değil öznesidir ve siyasetin merkezindedir.” anlayışıyla politikalar üretilmiştir. Toplumun her kesimini, özürlüsü, sağlamı, yaşlısı, genci, her kesimini birinci sınıf vatandaş olarak koruyan, kollayan bir anlayışla yolumuza devam ediyoruz. 2002'de özellikle Türk Ceza Kanunu'nda yapmış olduğumuz yasal düzenlemelerle -ki bu çok temel bir yasadır ve ilk kez otuz beş yıl sonra değişmiştir- en çok da kadınımızın ve çocuklarımızın hakkını koruyan bir Türk Ceza Kanunu oluşturulmuştur. Arkasından, İş Kanunu'nda "Eşit işe eşit ücret" çok net bir şekilde ifade edilmiş, doğum izinleri ve süt izinleri artırılmıştır. Belediyeler Kanunu'nda kadın milletvekili arkadaşlarımızın verdiği önergeyle kadın sığınma evinin açılması yerel yönetimlere bir görev olarak verilmiş ve bugün sayı yetersiz olsa bile elli yediye ulaşılmıştır. Ayrıca, Ailenin Korunması Kanunu, aile mahkemelerinin kurulması yine bizim dönemimizde yapılmış olan çok önemli yasal düzenlemelerdir. "Ailenin Korunması Kanunu" dediğimiz şey, aslında 1998 yılında çıkmış fakat aile mahkemeleri kurulamayınca bir türlü hayata geçememiştir. Oradaki Ailenin Korunması Kanunu'nda yapılan şey de şiddet uygulayan erkeğin evden uzaklaştırılması. Kadın çocuğuyla sokakta kaldığı zaman daha da büyük problemlerle baş etmesi ihtiyacından dolayı kadını evden bırakan, şiddet uygulayan erkeği evden uzaklaştıran yasanın uygulamaları ve Yargıtay içtihatları bu konuda çalışmaya başlamıştır. Yürütmede bakacak olursak değerli milletvekili arkadaşlarım: Eğitimde özellikle yapılmış kampanyalar, Haydi Kızlar Okula kampanyaları, Baba Beni Okula Gönder kampanyaları, Baba-Kız, Anne-Kız Okuldayız kampanyalarıyla beraber 350 bin kızımız okullaştırılmış, 209 bin kadınımız da okuma yazma öğrenmiştir ve bu yapılırken yoksulluğun eğitimin önünde bir engel olmaması için kız çocuklarına erkek çocuklarından daha fazla para ödenmiş ve bu para annelere ödenmiştir. İşte pozitif ayrımcılık budur, yasal altyapı, anayasal altyapı olmadan da inanırsak bunu, bu işi başarabileceğimizin en büyük göstergesidir. Sağlıkta, Sağlık Bakanımız karşımızda. Sağlıkta, değerli arkadaşlarım, en önemli Avrupa Birliği kriterleri anne ve çocuk ölüm hızıdır. Anne ölüm hızında 10 bin de 20'nin altına, bebek ölüm hızında da binde 20'nin altına inmeyi başardık. Yetti mi? Yetmez. Hedefimiz bunları binde 10'ların altına getirmek. Çünkü bebeğimiz de annemiz de bizim için çok kıymetli. Bunu nasıl başarıyoruz? Bunu başarırken de hastanede doğum yapmayı, gebelik sırasında da kadınlarımıza otomatik olarak aile kontrollerini yaparken bedava vitaminler, demirler verilerek bebeğin sağlığının korunması sağlanmıştır. İstihdama gelecek olursak: Dünyada 1929'dan sonra en büyük kriz yaşandı. Bu yaşanan ekonomik krizde, aslında, dönüp baktığımız zaman bütün dünya ülkelerinde -Amerika'da, Japonya'da- işsizliğin 2 katına çıktığını görüyoruz. Bizim Türkiye'de bunu nasıl bu şekilde tuttuğumuza bakacak olursak, özellikle mayıs ayı itibarıyla arka arkaya çıkardığımız kısa çalışma ödenekleri, İŞKUR'un işsizlik sigortasının artırılması ve en önemli, kadına pozitif ayrımcılık dediğimiz şey, eğer kadın ve genç çalıştırıyorsan kadındaki üst yaş sınırı da kaldırılmıştır, beş yıl boyunca işverenin ödeyeceği primi devletin ödeyeceği şekilde bir pozitif ayrımcılık yasal olarak alt yapı oluşmuştur. Peki, olduktan sonra nasıl oldu diyecek olursanız, istatistik verilerine göre, değerli milletvekili arkadaşlarım, ilk kez işe girenlerde kadının erkeği geçtiği bir rakamla karşı karşıyayız. 700 bin işe girmiştir, genelde bunlar şu ana kadar, bu yasa çıkana kadar erkekler lehine olmasına rağmen bu yasa çıktıktan sonra kadınlar lehine çalışmıştır. Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına burada söz alan ve 3 çocuk şeklinde eleştiri yapan arkadaşıma şunu söylemek istiyorum: Bunu anlayabilmek için istatistiki verileri iyi bilmek gerekiyor, bilimi iyi kullanmak gerekiyor. Bugün hane başına düşen çocuk oranı 2,1'dir ve gelişmiş ülkelerde 2'nin altına düşmüştür. 2'nin altına düşmesi demek toplumun yaşlanması demektir. Sayın Başbakanımızın 3 çocuk demesindeki ifade gelecek nesiller adına bu toplumun genç olarak devam edebilme iradesini gösteren bir ifadedir. Değerli milletvekilleri, hedefimiz, cumhuriyetin 100'üncü yılı; hedefimiz de dünyanın onuncu ülkesine giren, ekonomik kalkınmasını sağlamış, Avrupa Birliği standartlarını yakalamış, tam demokratik, tam laik, sosyal bir hukuk devletini yakalamaktır ve zaman hangi ırktan, hangi cinsten, hangi inanç grubundan olursa olsun herkesin birinci sınıf vatandaş olduğu bir Türkiye'yi yakalamaktır. Değerli milletvekili arkadaşlarım, biz korkmuyoruz. Eflatun'un söylediği gibi "Korkaklar zafer anıtı dikemezler." Bu takım gelecekte hayırla yad edilecektir ve zafer anıtı dikecektir diyorum, hepinize saygılar sunuyorum. 19 Nisan 2010

Eklenme Tarihi : 20.04.2010



Arkadaşına Gönder


Yorumlar

Puanlama

Puanlama : 4.4/8 (316 Oylama Yapılmıştır )